kitap-yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap-yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2015 Pazartesi

Jack London-Ademden Önce.. Yorumum..

Günaydınlar,
Güzel günler haftalar aylar diliyorum.....:)))...

İnstagram arkadaşım @kitap_okur un başlatmış olduğu #ayınklasiği etkinliğine katıldım. Ocak ayında okuduğum klasik ise Jack London un Ademden Önce adlı kitabı oldu....



Öncelikle arkadaşıma çok çok teşekkür etmek istiyorum. Çünkü hanidir klasik kitaplara ara vermiştim sayesinde eski lezzete, mükemmel tadlara yeniden kavuşmuş oldum...


Jack London un başta Martin Eden olmak üzere birçok romanını okumuş ve çok beğenmiş biri olarak Ocak ayı klasiği için Ademden Önce adlı kitabını seçtim. Çok güzel bir karar verdim.. Jack London yine her romanında olduğu gibi dokunaklı, biraz hüzünlü, ama sonuna kadar gerçek insani duygu ve olayları anlatmış..

Arka Kapak:

Jack London bu romanında çağının bilimsel verilerinden ve özellikle Spencer, Darwin ve Huxley'den yararlanarak ilkel insanın yaşamı, ve insanın insanlaşma sürecini acılı bir dille anlatır. Ademden Önce'de anlatılan olaylar, öylesine canlı, öylesine etkilidir ki, okur zaman zaman kitabın akışına kendini iyice kaptırarark, insanoğlunun ilkel bir yaratık halinden insan haline evrimini görür gibi olur.......


Jack London gerçekten çok sevdiğim bir yazar.. Okuyucuyu tam 12 den vuruyor anlatım tarzıyla. Ve inanın duyguları vermek için zorlanmıyor. Öyle bir anlatım tarzı var ki siz onu çok derinden hissediyorsunuz.. Elbette çevirmenin de çok büyük önemi var.

Şubat Ayı için de bir klasik seçeceğim. Sanırım Charles Dickens olacak ama henüz hangi kitabı olacağına karar veremedim. Eğer siz de #ayınklasiği etkinliğine katılmak isterseniz İnstagramda @kitap_okur arkadaşımı takibe alın ve etkinliğine katılın.....

Selam ve sevgilerimle.....:)))

7 Kasım 2014 Cuma

Tanrı'nın Formülü. Kitap-Yorum..

Merhabalar,..

Hayırlı Cumalar diliyorum tüm arkadaşlarıma...:))

Büyük hevesler ile aldığım kitabım Tanrı'nın Formülü nü sonunda bitirdim ve eleştirmeye başlıyorum..:))



Jose Rodrigues Dos Santos, Tanrının Formülü

Arka Kapak:

'Rab mahirdir, ama zalim değildir. Doğa sırlarını sinsiliğinden değil özündeki yüceliğinden dolayı saklar'

Günümüz Kahiresi Tahrir meydanı, Kriptolog ve Tarih profesörü Thomas Noronha'nın hayatı, çekici İranlı bir kadın olan Ariana'nın çok gizli bir el yazmasını deşifre etmek için yardımını istemesiyle alt üst olur. Albert Einstein imzalı el yazmasının başlığı Tanrı'nın Formülü'dür.....

Pegasus yayınlarından çıkmış olan kitap 552 sayfa...


Benim Yorumum ise zaten girizgahımdan da anlamışsınızdır...:)))

Bir Dan Brown değil yani bir Dan Brown değil...

Bir tarih profesörü ve kriptolog Thomas ın İran da şifreli mesajın içine düşmesiyle başlıyor. Yine güzel bir kızımız var tabii İranlı kendisi..

Heyecanlı hararetli başladı ama okurken birden kendinizi fizik dersinde hissedebilirsiniz. Sayfalar dolusu Kuantum teorisi, Atom altı parçacıkları yazmış da yazmış. Bu bölümlerden sıkılabilirsiniz. Konuyu anlatmak için bu kadar detaya girmiş olsa bile ben yeterince fizik dersi görmüştüm Lisedeyken..
Zaten çok da parlak değildi notlarım..:))

Onları geçelim anlatım yavan kalmış bence. Yani karakter öyle bir ikili oynuyor ki sinir oldum abi karakter olsun biraz yaaa..

Onu da geçelim inanın olayların geçtiği mekanlar hiç mi hiç hoşuma gitmedi. İran, Kahire, Arap ülkeleri, İran rejimi, ve hatta bir yerde İran da sorguya çekerken ki yaptıkları işkenceler detaylı anlatılmış...

Sevgili Jose,
Yazarımız, Jose diyorum bak sana...
Jose misin nesin...!!

İstediğin kadar anlat, Evet şu an belki Arap ülkelerinde ve İran da bazı karışıklıklar savaşlar çatışmalar oluyor tasvip etmiyoruz ama kusura bakma siz de Avrupalı lar olarak hiç de sütten çıkmış ak kaşık değilsiniz be kardeşim.

Unutturamazsın tarihe, Avrupa da yapılan Cadı avlarını, uygulanan işkenceleri, Engizisyonu ve insan yakmaları...

Noldu sustun...
Kurudun kaldın....

Bari işin içine bu sevimli süper dehayı katmasaydın...:))



O iş senin bildiğin gibi değil Jose. Sana yanlış anlatmışlar..

Buyur gel bir çayımı iç...
 ben de nacizane bir tarih öğrencisi olarak sana doğruları anlatırım...

Kısaca....


Dan Brown değilsin...
Olamazsın da...:)))

Selam ve sevgiler..:)))))

30 Ekim 2014 Perşembe

Psikiyatrist. Roman-Yorum

Merhabalar,
Güzel günler diliyorum tüm sev gili arkadaşlarıma...:))

Uzun zamandır düzenli kitap okumalarıma ara vermiştim istem dışı olarak. Ama henüz bitirdiğim  Wulf Dorn un Psikiyatrist romanı ile tekrar aynı zevki yakaladım..

Bu yazarı ilk kez bu kitabı Psikiyatrist ile tanıdım ve iyiki de tanımışım..
Hem yazarı sevdim hem romanı..


ARKA KAPAK :

Şiddet mağduru bir kadın hasta, psikiyatrist Ellen Roth un kabusu haline gelir. Kara Adam tarafından izlendiğini iddia eden hasta gizemli bir biçimde iz bırakmadan ortadan kaybolur. Şimdi kendi hayatını da hastasınınkini de tehlikeye atan korkunç bir oyunun ortasındaki Dr. Ellen Roth için hiç kimseye güvenemediği umutsuz bir savaş başlamıştır. Şeytani bir yapbozun parçalarını bir araya getirmeye çalışmaktan başka çaresi kalmayan genç psikiyartist, korku, şiddet ve paranoyadan oluşan bu labirentte çıkış yolunu bulabilecek midir.:))


Bu son derece yakışıklı yazarımız Wulf Dorn un yazmış olduğu ilk roman..

Açıkçası ben bu derece etkileyici, sürükleyici ve sonunu asla tahmin edemeyeceğim bir roman beklemiyordum inanır mısınız...
İlk başlarda sıkılsam da ortalardan sonra şok oldum elimden bırakamadım ve herşeyden önemlisi tüm tahminlerim de boşa çıktı..:))
Ciddi anlamda sevdim. Çok fazla anlatmak kopya vermek istemiyorum.
Ama size şöyle söyleyebilirim. Yazarın diğer kitaplarını da sipariş vereceğim ve hatta yazarın henüz Türkçeye çevrilmemiş kitaplarını bile almayı düşünüyorum beklemeye tahammülüm yok benim..:)))



Ama psikiyatrist deyince sizin de aklınıza hemen Prof. Dr. Arif Verimli hoca gelmiyor mu.. Benim ilk gelen isim Arif Hoca. Yıllardır sevdiğim, saygı duyduğum severek takip ettiğim şeker mi şeker hocamız...:))

Her nedense şimdiye kadar gittiğim onca psikiyatrist arasında aklıma ilk gelen Arif Verimli hoca. Ellerinden öpüyorum kendisinin ve zevkle Müge Anlı da seyrediyorum..:))

Selam ve sevgilerle..:))))

3 Ağustos 2014 Pazar

Mezarlık Kitabı.. YORUM...

Merhabalar,
Güzel bir pazar günü olsun hepimize.....

Daha çok çok küçüklüğümden beri fantastik dünyayı çok sevmişimdir.. Hayatımızda asla göremeyeceğimiz şeyleri anlatan öyküleri, uçan ejderhaları, gökkuşağından elele tutuşarak geçen çocukları, hatta konuşan hayvanları, prensesleri ve perileri masal diyarlarını.. Hem kim sevmez ki...:))

Neil Gaiman bu tarzın yani fantastik dünyanın bence ileri gelenlerinden biri...
Hızlıca ve büyük zevk alarak okuduğum son kitabı ise Mezarlık Kitabı ( The Graveyard Book)


Arka Kapak:

Arkadaşlarının Bod diye hitap ettiği Nobody Owens normal bir çocuktur...
Eğer bir mezarlıkta yaşamasaydı, hayaletler tarafından büyütülüp yetiştirilmeseydi ve yanında ne canlıların ne de ölülerin dünyasına ait olan sadık koruyucusu olmasaydı, Bod tamamıyla normal olurdu.
Bir çocuk için mezarlıkta tehlikeler ve maceralar vardır.
Ama Bod mezarlıktan ayrılırsa, ailesini de öldürmüş olan Jack denen adamın saldırısına uğrayacaktır.....

Kendi Düşüncelerim....

Masalsı bir mezarlıkta, korku unsurlarından uzak sevimli ve bilge ölülerin diyarında geçen tatlı mı tatlı bir öykü..
Nobody Owens bebeklilğinden gençliğine kadar türlü çeşitli maceralara karışıyor tek amacı ailesini öldürenleri ve nedenini bulmak..
Elbette ki yalnız değil...
Onun arkadaşları ölüler....:))

Çok severek bir çırpıda okudum.. Kitabın bir diğer özelliği olayların illustrasyonlar ile canlandırılması ki çok çok beğendim... Aynı şekilde bu canlandırmalar kitabın her dildeki çevirilerinde de yer alıyor..




Masal gibi yaniii...


Yazarımız Neil Gaiman bence bu işin ustası olmuş. Fantastik dünyayı size çok iyi yansıtan bir yazar...



Elbette fantastik dünya ve masal alemi deyince bu işim babaları J.R. Tolkien i ve Salman Rushdie yi de ununtrmamak lazım. Yüzüklerin efendisini, Hobbit i sanırım hepimiz biliyoruz.
Ama Harun ile öyküler denizi, Gece Yarısı Çocukları ise Salman Rushdie nin anıt niteliğinde eserleri, bu romanı okurken hemen aklıma gelenlerden...

Kısacası, Kesinlikle çok severek okudum ve bu tarzı sevenlere ısrarla tavsiye ediyorum....

4 Nisan 2014 Cuma

Yağmur Sonrası-YORUM..

Merhabalar,
Hayırlı Cumalar olsun..:))

Biliyorum ben birçok konuda tembelim. Tıpkı bir tembel hayvan misali..
Sabah Tembel Hayvan belgeseli seyrettim. Hem sevimliler ama çok da tembeller...


Tıpkı bunun gibiyim..
Çok da şirinim...

Ama kitap konusunda tembellik de edebiliyorum..
İnstagram da mutlaka takip edilmesi gerekli Sevgili Güzel arkadaşım yummy_kitap ın organize ettiği yummy_kitapdostlari etkinliğini tam 3 hafta geriden takip ediyorum..:))

Ama yine de bitirdim kitabı..
Yağmur Sonrası Sarah Jio nun kitabı.. Eminim bir çooğunuz Yine Sarah Jio nun bundan önceki kitapları Mart Menekşeleri ve Böğürtlen Kışı nı okumuşsunuzdur..
Annem bilhassa bu yazarın fanatiği. Tüm kitaplarını bir çırpıda okudu bitirdi.
yummy_kitap sayesinde ben de ilk kez Sarah Jio ile tanıştım...


Evli, Mutlu Çocuklu.. Bu güzel kadın bence cidden güzel bir kitap yazmış..



Arka Kapak:
 Anne Calloway ne kadar çabalasa da yetmiş yıldır peşinden gelen anıları bir türlü aklından silemiyordur. Bora Bora Adasından gelen gizemli bir mektup ise adeta kapanan yarasını yeniden açar...
...

Kendi Düşüncelerim :

Genelde, korku, fantastik ve klasik okuyan benim gibi biri için tarz olarak alıştığımın dışında bir kitap..
Ama cidden severek okudum ve hatta severek okuyacağımı da tahmin etmiyordum..
Güzel tropik bir atmosferde, ikinci Dünya Savaşı nın gölgesinde geçen çoooook uzun soluklu bir aşkın öyküsü...
Sarah Jio çok tatlı anlatmış bence..
O yerleri görür o zamanlarda yaşar gibi oldum...
Beni de çooook eskilere götürdü..

Gençliğimde çok pembe dizi, beyaz dizi kitapları okurdum Yalova'da..
Bir an o günlere ve arkadaşlarıma dönüverdim...
Ve irkildim hepsinin deprem ile gittiğini hatırladığımda..

Neyse konumuz o değil. Konumuz upuzun ve doyumsuz yaşanmış bir aşk..
Tabii benim gibi aşka inanmayan katı kalpli bir cadı için asla olmayacak şeyler bunlar...
Ama duyması, okuması bile güzel geldi...
Yalnız takıldığım birkaç nokta aşırı iyi niyetli bir erkek.
Kahramanımızın nişanlısı ve daha sonra da kocası..

Aman varmıymış böyle geniiiiş erkekler dedim kendime..
Olsa olsa Amerika da olur herhalde...

Haydi ben eski sevgilimi görmeye gidiyorum kociciiiim desem ''Kociciiiim'' de bana gidişin olsun da dönüşün olmasın der yaniiiiii...:))

Bir de Alexander The Great betimlemesine benzeyen bir esas erkek Westry var ki..
Amaan erkek hep erkek işte.. Onunla aşna bununla fişne....



Ama alın okuyun..
Atmosfer çok güzel..
SEvdim cidden sevdim...
yummy_kitap tatlısı çoooook çooook teşekkürler....

14 Mart 2014 Cuma

Galiz Kahraman..YORUM..Mükemmel...:))

Merhabalar,
Hayırlı güzel Cumalar olsun..
İhsan Oktay Anar ennnnn sevdiğim Türk yazarlardan biridir..
Bunu bilmeyen kalmadı herhalde..:))

Galiz Kahraman ise İhsan Oktay Anar'ın en son kitabı..
Çıktığı anda aldığım bir kitap..
Bayıla bayıla okuduğum..
Ball tadında bir kitap...:))

Sol tarafta ayağı görülen Mestan..:))

Arka Kapak:

Bütün zamanların kahramanı olan bir insanın hikayesidir bu..
O hem herkes hem de hiç kimsedir..
Dünyadan alacağını tahsil etmeye gelmiştir..
Çünkü Tanrı dahil herkesin ona borcu vardır..
Vebaline girilen tüyü bitmedik yetim işte odur..
Kadim zamanlardan beri hakkı yendiğine göre sonlu ama sınırsız evrenin engin ve derin merkezi olarak insan olmanın ''olmasa da olur'' halini icra etmesinde hiçbir sakınca yoktur...
..............


Kucağında kedisiyle İhsan Hoca benim gözümde bin kez daha büyüyor...:))

Kendi Düşüncelerim..:

İhsan Oktay Hocanın her ama her kitabını sonuna kadar severek okudum. Bu kitabını da bir solukta bitirdim..
Hocanın tarzı yine aynı, Yine akıcı bir üslupla, suya sabuna da dokunarak, hem de inceden de tii ye alarak bu sefer Cumhuriyet sonrası bir İstanbul ' u resmetmiş..
Hani tadından yenmez denir ya..
Bu kitap öyle işte...

Hepinizin de belki tahmin yürüttüğü gibi Galiz Kahraman kimdir nedir necidir diye düşünüyorsunuz..:))

Söylemiiicemmm...

Hatta Uzun İhsan Efendi'yi de merak edenleriniz vardır...:))

Onu da söylemiceeeeem..:))

Alın okuyun kardeşim...

Hatta ben İhsan Oktay Anar severlerin şimdiye çoktan okuduğuna da eminim..

O güzel bal damlayan diline,
o keskin zekana,
ince espri gücüne
veee o kucağındaki pofuduk kedine sağlık İhsan Hoca...:))))

Selam ve sevgilerle...




23 Şubat 2014 Pazar

Konuk Yazarım İrem Yalın ve Kitap Yorumu...

Merhablar İyi akşamlar diliyorum..

Bu güzel Pazar gecesinin Konuğu, benim bloğumun konuk yazarı sevgili İrem Yalın Hanım..
Benden çok daha fazla kitap tutkunu, Deyim yerindeyse Tam bir kitap kurdu..

İrem Hanım ın bizimle paylaşacağı kitap ve yorumu..
Güneş Çavması


Vee İrem Hanımın Yorumu...


Herkese merhabalar,

Hayatımı etkileyen, beni daha sakin ve dingin yapan bir kitabı paylaşmak istiyorum: Güneş Çavması. 
Yazarın adı Dünya Varmış.
Öyle etkilendim ki kitabın büyüsünü bozmadan nasıl anlatırım bilmiyorum.
Gerçekten havalara uçup yere çakıldığım, kendime eşsiz bir yolculuğa çıktığım bir roman oldu. Önyargılarımla karşılaşmak ilginçti çünkü yok sanıyordum. :(
Foça'ya ve karakterlerin çoğuna aşık oldum. Sohbetlerin tadı damağımda kaldı.
Kitapta renkli bir çok karakter var. Masallarına vurulduğum Gülşen neden benim anneannem değil diye hayıflandım. Mecnun'un hayat felsefesiyle derinden etkilendim. Handan, Yannis, Uğur ve tüm karakterler için diyebilirim ki tanıdığıma çok memnun oldum.:)
Geçen şarkıları tekrar tekrar dinliyorum. Aşkın binbir halinin, dostluğun, komşuluğun, endişelerin, korkunun ve hatta ölümün bu kadar değişik ve güzel ele alınmasına bayıldım.
Kitap bittiğinde üzüldüm, çok güzel bir film bitmiş gibi hissettim.
Okuduğum bir kitabı yeniden okumak huyum değildir, tekrar tekrar okuyorum çünkü mutlu oluyorum. Güldürüyor, hüzünlendiriyor ama mutlu ediyor. 
Okuduğum yorumlarda, kitabın herkese farklı şekillerde dokunduğunu gördüm. Ortak nokta ise, herkesin olumlu hissetmesi.
Düşündüm de sihirli gibi bir şey gerçekten.
Özellikle yaşama sevinciyle dolmak isteyen, iç huzurunu bulmak isteyen herkese tavsiye ederim. 

Ben İrem Hanım a çok çok teşekkürler ediyorum..
Ve eğer kendi isterse onu sık sık bloğuma konuk etmek istiyorum...
Vee tabii bebişini de öpüyoruuum...

23 Ocak 2014 Perşembe

DÖRT-Kitap Okudum YORUM....

Merhabalar,...

Güzel güneşli bir gün diliyorum tüm sevgili arkadaşlarıma...
Hatırlarsınız geçen hafta D&R den kitap siparişi yapmıştım ve çok cici kitaplar gelmişti..
Kitap kulemin en üstündeki kitap ise İnstagram sayesinde tanıştığım ve kendimi inanılmaz şanslı saydığım sevgili Mustafa Sancak Beyin Dört isimli romanıydı...

İyi ki de almışım diyorum iyi ki de almışım..:))


Sevgili Mustafa Sancak bey İnşaat mühendisi ama inanılmaz bir hayal gücü var ve süper kurgu yeteneği ile çok güzel bir kitap çıkarmış ortaya..
Öncelikle kendisini buradan kutluyorum ve üstün başarılar diliyorum..

ARKA KAPAK:

Orta yaşlarda bir inşaat mühendisi Kubilay doktorların çözemediği bir hastalıkla yaşıyor. Uyuduğunda uyandırılamıyor ve en az oniki saat uyumak zorunda..
Sadece kendisinin bildiği gizemi yaşarken kendine korunaklı bir hayat kuruyor...

Bilime son derece meraklı ve kafa yoran bu adam, hastalığına çözüm ararken uzaydaki konumumuz ve boyutlarla ilgili araştırmalar yapıyor.
Fizikçilerle temas kuruyor ve popüler bilimlerle yetinmiyor...


Kendi Düşüncelerim:

Öncelikle şunu söylemek istiyorum..
Dört sayısına hiç dikkat ettiniz mi..
Aslında hiç ummadığımız yerlerde karşımıza çıkıyor...

4 büyük peygamber, 4 büyük melek var..
4 büyük halife var..
Mahşerin 4 atlısı..
4. yüzyılda Hunlar yüzünden Avrupa'da Kavimler göçü başlamış..
Matematikte 4 temel işlem var..
yılda 4 mevsim var...
4 ana yön vardır..
DNA da 4 farklı baz vardır
Veee bunun gibi daha niceleri...



Dört sayısı cidden önemli ama bunun yanında yazar inanılmaz bir olay kurgusu yapmış..
Heyecan hiç bitmiyor zaten..
bir de sonunu asla tahmin edemiyorsunuz..
Oysa ki ben kendimden çok emindim kesin olayı çözdüm diyordum..
Kitabın sonunda hayretler içinde kaldım..:))



Sizlere çok fazla kopya vermek istemiyorum..
Ben çok sevdim..
Eminim siz de seveceksiniz...

Karakterler süper..
Ama Cenk'ten nefret ettim.. Bilin bakalım neden..:))

Anladı Yazar anladı onu..:))

Sevgili Mustafa Sancak 'ı gerçekten tebrik ediyorum...
Yepyeni kitaplar bekliyorum..
Selam ve sevgilerle..:))

13 Ocak 2014 Pazartesi

Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş.. Kitap YORUM...

Merhabalar,
Güzel yeni bir hafta diliyorum..
Sevgili Tüm arkadaşlarıma...

2013 yılının en son ve 2014 yılının ilk kitabını okudum bitirdim..
Öncelikle belirtmeliyim..

Varan Biiiiir...:))

Jose Saramago çok çok sevdiğim bir yazardır.. Daha önce İsa'ya göre ikinci İncil ve Kabil isimli kitaplarını okumuş bayılmıştım..

Sevgili güzel gelinimiz de öyle iyi biliyor ki zevkimi bana Jose Saramago'nun Ölüm bir Varmış Bir Yokmuş adlı kitabını hediye etmişti..

Araya hastalıklarım girdiği için okuma sürem uzadı ama sonunda bitirdim...


ARKA KAPAK: 

Adı bilinmeyen bir ülkede dünya kuruldu kurulalı görülmemiş bir olay gerçekleşir.
Ölüm o güne kadar yerine getirdiği görevinden vazgeçer ve hiç kimse ölmez..
Bir anda ülkeye dalga dalga yayılan sevinç çok geçmeden yerini hayal kırıklığı ve kaosa bırakır..


İnsanların ölmemesi zamanın durduğu anlamına gelmemektedir. ezeli bir yaşlılıktır artık onları bekleyen.
Hükümetten kiliseye, sağlık kurumlarından ailelere, şirketlerden mafyaya kadar herkes ölümün ortadan kalkmasının getirdiği sonuçlarla mücadele etmek zorundadır..


Ancak ölüm, beklenmedik bir kimlikle ve umulmadık duygularla insanların arasına geri döner..


Kendi Düşüncelerime gelecek olursak:

Sözün bittiği yer..
Ölümün bu denli eğlenceli ve kişilik verilerek tanımlanması nasıl hoşuma gitti.
Bir de Saramago'nun üslubu kesinlikle çok farklı.
Cümleleri kullanımı, tanımlamalar, olayların akışı öyle heyecanlı öyle eğlenceli ve bir o kadar da düşündürücü ki anlatamam..


Biraz daha açıklarsam kitabı anlatmış olurum ki bunu hiç istemiyorum.
Kitabın gidişatı, ele alınan olay ve sonuç şaşırtıcı, düşündürücü, bomba etkisi...

Kitabın başlangıç ve bitiş cümlesi ise birbiriyle aynı..

ERTESİ GÜN HİÇ KİMSE ÖLMEDİ...

Yalnız cidden çok merak ettiğim birşey oldu kitabı okurken..

Sevgili üstad Saramago kendisi ölürken de ölümü bu şekilde algılayabilmiş midir...:)))

Gerçekten çok çok merak ettim.

Selam ve sevgilerimle..:))


28 Aralık 2013 Cumartesi

Washington Meydanı-YORUM...

Günaydınlar..
Çok güzel bir Cumartesi diliyorum tüm arkadaşlarıma..:))
Sizlere daha önce bahsetmiştim Kitapağacı-KONYA buluşmamızdan..
Buluşmamız sayesinde çok güzel kitap aşığı pek çok arkadaşla tanıştım.. Sevgili Özgür bey Kitapağacı organizasyon komitesinde ve inanılmaz güzel bir insan..
Bu buluşmada yapılan çekilişte bana Henry James in Washington Meydanı adlı kitabını hediye etmişti...
Buradan hem Kitapağacı arkadaşlarımın hem de Özgür beyin kulaklarını çınlatmak ve teşekkür etmek istiyorum..

Sanki Allah'ın sevgili kuluymuşum..:))

Bana bu kitabı hediye etti Özgür bey..
O an bile nasıl havalara uçtum anlatamam..:))

Henry James bir Amerikan efsanesi..
Daisy Miller i bilmeyen kitap aşığı yoktur..
Ben de lise çağlarında önce ingilizcesini, yıllar içinde dönüp dolaşıp Türkçesini okumuştum..
Ayrıca Hayalet Hikayelerinin de yazarı olan inanılmaz bir yazardır Henry James..
Çok ince bir espri anlayışı ve çok tatlı akıcı bir anlatımı var bence..
Elbette çevirmen de önemli..

Şimdi de Washington Meydanı adlı kitabını sevgili Kitapağacı ve Özgür bey sayesinde okudum..


Arka Kapak:

Washington Meydanı İngiliz edebiyat eleştirmeni F.R. Leavis'e göre ''sessizce çekilen bir acının hikayesidir''
Ancak Balzac'ın Eugenie Grandet'siyle karşılaştırılabilir bu roman..
Ama Eashington Meydanı kendşne özgü zerafetiylekendi başına bir Amerikan klasiğidir.
Washington Meydanı ilk kez 1949 da Amerikalı ünlü yönetmen William Wyler tarafından beyazperdeye uyarlanmış, bu filmde başrolleri Olivia de Havilland, Montgomery Clift ve Ralph Richardson oynamışlardır.
Kısacası Washington Meydanı, Amerikan edebiyatının ustası Henry James'in kaleminden çıkma nir 19.yy klasiği..

Kendi düşüncelerim ise:

Dediğim gibi Henry James in akıcı dilini ve ince espri gücünü çok sevmişimdir. Bir de olay böylesine romantik bir şehirde, böyle inanılmaz bir tutku ve aşk hikayesi ise hayaller alemine dalıp, o zamanlara 19yy a gidebilirsiniz. Hatta romanın kahramanı siz olabilirsiniz..
Ama günümüzde yok böyle aşklar ve tutkular malesef..
İnsana cidden Ah keşke o zamanlarda yaşasaymışım dedirten bir roman..:))
Okuyun..:))

Selam ve sevgilerimle..:))

26 Aralık 2013 Perşembe

Soluksuz Kalan Kasaba.. Kitap-Yorum..

Merhabalar,
Güzel Güneşli Günler diliyorum...

Son günlerde okuduğum kitapları sizlerle paylaşamadım malesef..

Sizinle bu kitapları yeni yıla kadar paylaşmak istiyorum..
Öncelikle şunu söylemek istiyorum..
Kitap tanıtım ve paylaşım sitesi Vikitap.com a 2013 yılının mart veya nisan ayında üye oldum..
O tarihten itibaren Vikitap ta 2013 yılı okuyacağım kitap hedefi olarak 50 kitap belirlemiştim..
Şu an itibari ile 41 kitap okumuşum Şükür..Yalnız şunu da belirtmek istiyorum..
Dediğim gibi Mart veya Nisan ayına kadar okuduğum kitaplar Vikitap ta görülmediği için o aylara kadar okumuş olduğum kitaplar görülmüyor..
Eh o zaman ben de bunu hedefime ulaşmış ya da ulaşmak üzere olarak algılıyorum..

Ve kendi kendimi tebrik ediyorum..:))


Şu an elimde inanılmaz severek okuduğum sevgili Kitapağacı arkadaşım Özgür beyin bana hediye etmiş olduğu inanılmaz sevdiğim yazar Henry James'in Washington Meydanı adlı kitabını okuyorum ve elbette Kitapağacı kardeşliğine ve Özgür Beye sonsuz teşekkürler ediyorum..:))



Elbette buradan güzel gelinimize de teşekkür etmek istiyorum..

Sevgili gelinimiz de benim okuma zevkimi ve sevdiğim yazarları bu kadar kısa bir süre içinde öğrendi ve bana çok güzel bir kitap hediye etti..
Sağolsun yanında Diren Gezi 2014 ajandasını da unutmamış..:))




Şimdi sizlere Kenneth Harvey'in Soluksuz Kalan Kasaba adlı kitabın yorumunu yapmak istiyorum..



Arka Kapak:

Sakin bir balıkçı kasabasında nedensiz ölen insanlar,
Yıllardır içinde sakladığı bedenleri tükürür gibi sahile savuran deniz..
Ölü bedenlerinde tekrar hayat bulmaya çalışan yitik Ruhlar..
Ve küçük bir kızın öfkesiyle lanetlenen masum bir aile...

Kaliteli anlatım..
Tüyler ürpertici bir hikaye.. The Times..

Olağanüstü hayal gücüyle insanın tüylerini ürperten bir hikaye... Nobel Ödüllü J.M. Coetzee


Kendi yorumum ise..:))

Kitap fena değil aslında konu ve kurgu olarak.. Ama gereksiz uzatmalar, gereksiz tanımlamalar, gereksiz ayrıntılar, ve çok fazla hayatların irdelemesi var..
Korku filmlerine ve korku kitaplarına bayılıyorum ama bunun eminim ki filmi çekilemez..
Yönetmen bu kadar çok ayrıntı içinde boğulur ve yazara iyi bir saydırır bence..:))
Ama fantastik, bir de okurken hayal etmeye çalışınca benim gözümde çok güzel bir ortam canlandı...
Demek istediğim o ki okunabilir..
Ama süper ötesi birşey beklemeyin..
Son Söz: Takaslık vereceğim kitaplarım içinde yerini almış bulunuyor..:))

Selam ve sevgilerle..:))


28 Kasım 2013 Perşembe

Ted Dekker-Kutsal Meclis Okudum. Çok güzel..

Merhabalar,
Güzel günler diliyorum arkadaşlarıma..

Bir süredir heyecanla okuyup dün gece nihayet bitirdiğim Ted Dekker'in Kutsal Meclis kitabını paylaşmak istiyorum sizinle..



Arka Kapak

Eğer bu sene bir gerilim okuyacaksanız, bu Kutsal Meclis olsun.. Okuyucuları yerine zımbalayacak türden, iyi ile kötü arasındaki savaşın yüksek oktanlı gerilimi..
The New York Times..

Ted in kelimeleri sayfaları yepyeni bir çarpıcı şiddet ve gerçeklikle atlıyor. Kutsal meclis gerçekten de yazarın kariyerindeki en iyi roman..
Amazon.com

Dekker iyi ile kötünün parmak ısırtan hikayelerini çözümlenemez bir şekilde ustaca anlatan bir yazar..
Library Journal Servise..

Kendi Yorumum..

Bugüne kadar okuduğum Korku Gerilim tarzı en iyi romanlardan biriydi inanın. Ben bu kadar hoşuma gideceğini beklememiştim.
Kurgu çok iyi. Anlatam tarzı, olayların akışı ve karakterler kesinlikle çok oturmuş.
Sonunu tahmin edemiyorsunuz.
Bir de bence en önemlisi kitabı okurken gözünüzde canlandırabiliyorsunuz.
Hatta ben adeta film seyrediyormuş gibi hissettim.
Bence kesinlikle filmi de çekilmeli. Bildiğim kadarıyla henüz çekilmedi..
Konuyu hiç anlatmiyim. Çünkü çok farklı başlıyor. Ve inanın çok çok farklı sonlanıyor..:))

Kesinlikle yazarın diğer yayımlanmış kitaplarını da almayı düşünüyorum..

Ted DEkker

Kitabı yazan arkadaş bu işte. Çok karizmatik. Bu kadar karizmatik birinden de böyle karizmatik bir roman çıkmış..

Kesinlikle etkileyici...
Kim yazar mı..??
Yok yok Roman..:))

Selam ve sevgiler..:))


9 Kasım 2013 Cumartesi

Bob'un Dünyası Kitabım yorum..

Merhabalar,
Güzel bir Cumartesi Gecesi diliyorum tüm arkadaşlarıma..:))
Yabancı Yayınları'nın Sokak Kedisi Bob Kitabından sonra yayımladığı devam niteliğinde olan Bob'un Dünyası kitabını okuyup bitirdim.
Hemen sizinle paylaşmak istedim.
Malum benim gibi kedisever hayvansever arkadaşlarım merak edeceklerdir ama aslında bu kitap tüm insanlığa hitap ediyor. İlla ki bir eşlik hayvanınızın olmasına gerek yok..

Bir Kedi ile birlikte uçurumun ucundan dönen bir insanın öyküsü..


James Bowen'ın gerçek yaşam öyküsü.
Sokak kedisi Bob'un maceraları devam ediyor..:))
Sizi şu iki önemli insanın kediler hakkında söylediği iki muhteşem cümle ile başbaşa bırakmak istiyorum..

Kedilerin varlığında birşey var... Yalnızlığın acılığını azaltan bir şey...
Louis Camuti

İnsanı kediyle melezlemek mümkün olsaydı, İnsan gelişir ama kedi bozulurdu....
Mark Twain..

İşte budur kesin ve net..:))

Bu kitap dediğim gibi ilk kitabın devamı. Yine James Bowen ın sokakta dergi satarak hayatını kazanma çabaları ile başlıyor. Ama bu kitapta ya daha sonra neler oldu. Kimler ile tanıştı ve bu kitapları yazdı sorularına cevaplar var..
James'in tam bir uyuşturucu bağımlısı iken iradesiyle ve elbette ki bir kedi sahibi olmanın da sorumluluğuyla uyuşturucudan nasıl kurtulup para kazanmaya çabaladığını yine çoooook tatlı bir dille anlatıyor..
Bayılırsınız okuyunca..
Demedi Demeyin..:))


Çok selam ve sevgilerimle..:))

19 Ekim 2013 Cumartesi

Doğu Ekspresinde Cinayet.. Yorum..

Merhabalar,
Güzel bir Cumartesi günü diliyorum..:))
Malum bayram koşuşturmacası içinde malesef kitaplarımı okuyamamıştım.
Ama bu sabah erken kalkıp kardeşimlerle buluşmadan önce Doğu Ekspresinde Cinayet kitabımı şükür bitirdim ve son hızla sizinle paylaşıyorum..:))


Aslında şöyle bir düşünürsek benim bu kitaba ve elbette merhum Agatha Christie' ye yapabileceğim bir yorum olamaz ne haddime..

İstanbul aşığı Agatha Christie birçok kereler İstanbul a da gelmiş, kalmış ve hatta İstanbul' da sevilen romanlarını yazmış bir İngiliz hanımefendisidir.
Çocukluğumdan beri her kitabını okudum. Sonra dönüp dönüp bir daha okudum. Yine bir nostalji yapayım dedim ve Agatha Christie kitaplarını tekrar okumaya başladım.
Bu kitaplar çocukluğumdan beri can kurtaran simididir.. bayılarak okurum.:))
Yine BBC nin yaptığı her türlü Miss Marple ve Hercule Poirot dizilerini de seyrettim.
Hatta Doğu Ekspresinde Cinayet kitabının çok eski bir film versiyonu vardır eminim benim yaşlarımda olanlar hatırlarlar..



1974 yılı yapımı Şark Ekspresinde Cinayet adı altında bizim televizyonlarımızda da gösterilmiş meşhur televizyonun tek kanallı olduğu dönemlerde TRT1 de siyah beyaz seyrettiğim ve elbettte çok sevdiğim bir film vardır..
Ingrid Bergman, Anthony Perkins, Vanessa Redgrave ve hatta Sean Connery gibi devlerin oynadıkları bir şaheserdir elbette..
Fazla söze gerek yok..
Hercule Poirot'un üstün zekasını gösterdiği, içince bazı bölümlerin de İstanbul ve hatta Konya tren garında geçtiği bir solukluk bir kitap ve hatta bulabilir iseniz filmini de bulup mutlaka izleyin..

Bunlar klasikler, bu klasikleri de kaybedersek artık elimizde çok da fazla birşey kalmayacak..:))
Selam ve sevgiler..:))

3 Ekim 2013 Perşembe

Konuk Yazarım İle KİTAP-YORUMU..

Merhabalar,
Güzel güneşli günler..
Bugün bloğumun bir misafiri var.
Keyif Olsun bloğunun sevgili sahibesi Nihal Hanım...
Sevgili arkadaşıma en derin sevgi ve saygılarımı gönderiyorum.
Nihal Hanım son günlerin popüler kitabı Duyguların Rengi'ni okudu ve yorumladı buyrun...

Duyguların Rengi
Bu benim henüz okuyup bitirdiğim kitabımın ismi. Yazarı Kathryn Stockett. Bu kitap yazarın ilk kitabı. Kitap o kadar başarılı ki ilk baskısının hemen arkasından yani  2011 yılında filme de uyarlanıyor.

Kitap 1962 yılında Missisissippi, Jackson da geçiyor.  Amerika’da henüz siyah-beyaz eşitliğinin olmadığı yıllarda. Kitapta, evlere iş yapmaya gelen siyah kadınlarla onların patronu olan beyaz kadınların birbirlerine karşı duyguları çok hoş bir dille anlatılıyor.
 Siyah kadınlar beyaz kadınların çocuklarına bakıyorlar, evlerini temizliyorlar, yemeklerini yapıyorlar. Ama tüm hayatlarını özellikle de çocuklarının büyütülmesini siyah kadınlara emanet eden beyaz kadınlar, onlarla aynı tuvaleti kullanırlarsa hasta olacaklarına inanıyorlar. Yaptıkları yemekleri yiyorlar ama şehir kütüphanesinden siyah bir insanın okuduğu kitabı okumak istemiyorlar. Çocuklarını siyahlar büyütüyor ama çocuklarının siyah bir çocukla aynı okula gitmesini istemiyorlar.
Bir gün hizmet ettikleri beyaz kadınlardan biri, onlara beyazlar hakkındaki duygularını soruyor ve macera başlıyor.  Kurgu süper, yan hikayeler dokunaklı ve eğlenceli.
Bu arada kitabın eleştirilerinde hiçbir yerde yazmayan bir sır vereyim: Aşırı hırslı bir insanın başına ne gelebileceğini kitabın sonunda okuyorsunuz ve bir kahkaha atıyorsunuz.

Kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Keyif olsun bloğuna teşekkürlerimi bir borç bilirim. Kitabı çok çok merak ettim..
Sanırım en önce bu kitabı ben alacağım...:))

27 Eylül 2013 Cuma

Şeytanın Labirenti-YORUM..

Merhabalar,
Hayırlı Cumalar diliyorum..
Dün gece okuyup bitirdim..
John Saul-Şeytanın Labirenti..


Arka Kapak:

Kitapları her zaman çok satanların arasında yer alan John Saul, 30 yılı aşkın süredir hayal gücünün derinliklerindeki karanlık diyarlardan ilham alan eserlere imza atmıştır.
Her yeni kitabında en derinlerde sakladığımız korkularımızla kedinin fareyle oynadığı gibi oynama konusunda daha da ustalaşmış ve her defasında işe biraz daha heyecan katmayı başarmıştır..

Kendi Düşüncelerim ise:

Ben genel olarak beğendim. Korku romanları ve filmleri çok seviyorum. Klasikten günümüze tümünü takip etmeye çalışıyorum..
Alışıldık bir olay aslında konusu ama heyecan sonuna kadar hiç bitmiyor.
Konu güzel anlatılmış.. Geçişler güzel..
Exorcist filmi geldi önce aklıma..


Bundan 30 yıl kadar önce orijinal Exorcist filmini seyrettiğimde ki o zamanlar çocuktum, İnanılmaz korkmuştum öncelikle bu sahneden..
Bir de merdivenlerden ters bir şekilde iniş sahnesi vardı ondan..
Yıllar yılı korktum diyebilirim..

Elbette bu kitaptan aynı etkiyi bekleyemem ama benim için etkileyiciydi..
Konuyu tam olarak anlatmıyorum ama sonları hiç umduğunuz gibi gerçekleşmiyor..
O kısmı o yüzden güzeldi..

Tabii kitabı okurken ister istemez aşağıda resmini gördüğünüz Bu şahane film de aklıma geldi..Kovamadım kafamdan..:))


Herkese güzel bir haftanın son günü diliyorum..:))

22 Eylül 2013 Pazar

Siyah Kan- Kitap Yorum..

Günaydın
Güzel Pazarlar diliyorum herkese..
Uzun bir zamandan beri elimde sürünen bir kitabım var biliyorsunuz..
Taa tatil Side'den beri...
Jean Christoph Grange'ın Siyah Kan adlı kitabı..


Arka Kapak:

Güneydoğu Asya da Yengeç Dönencesi ile Ekvator çizgisi arasında bir yerlerde bir yol vardır.
Siyah Kanla çizilmiş bir yol..
Korkunun ve ölümün hakim olduğu bir yol..

Sizlerle çok kısa olarak yorumumu paylaşmak istiyorum..

Daha önce de Grange in kitaplarını okudum tarzını da çok severim. Kurgusu güzeldir. Bir çok kitabı filme de çekilmiştir. Hatta Çok çok çok sevdigim, hayranı olduğum Jean Reno abimiz de Grange in kitaplarının film versiyonlarında rol almıştır..



Gel geleliiiiim...

Daha önce de belirttiğim gibi ben erotizm, cinsellik içerikli ve pornografi sevmiyorum. bu konuda bana yobaz deyin, tutucu deyin ne isterseniz deyin ama sevmiyorum..
Hele bazı tabirler çok amiyane ise, çok ''Kendi tabirimle SEFİL'' cümlelerle anlatılıyorsa isterse kitabı babamın oğlu yazsın.. Sevmiyorum..

Neticede Jean Christoph Grange da babamın oğlu değil..!!

Bizler, gerçek bir dünyada yaşıyoruz ama kardeşim böyle açık saçık sözlerle, mide bulandırıcı tanımlamalarla, bazı şeyleri gözümüze gözümüze sokmasına gerek var mı..

Okey, konu iyi kurgu iyi karakterler iyi heyecanlı, zekice..
Onlara sözüm yok.
Grange a da sözüm yok..
Ama Yapma Grange yapma..

Bu kadar da amiyane yani kimin ağzından bu kelimeler çıksa benim midem bulanır, Cinselliğin de bir dozu vardır bir mahremi vardır bu kadar da ayağa düşürme be abi...
Ben Buradan Yüreğimin İklimi arkadaşıma sormak istiyorum...
Kaiken i en son Adaşım okudu diye biliyorum. Cidden eğer Kaiken de de böyle aşırı pornografi varsa onu da okumıycam..
Yemin ederim okuduğum şeyin tadı kaçıyor...

Herkese selam ve sevgilerimle..:))




17 Eylül 2013 Salı

Can Dostumun Yolculuğu..Bu Kitabı Okuyunuz..

Merhabalar,
Günaydınlar..
Henüz, şimdi Can Dostumun Yolculuğu kitabını okudum bitirdim..
Gözyaşlarımı silerek yazımı yazıyorum..
Sakın sanmayın ki öyle ağlak bir kitap..
Tam tersine mutluluğu, var olmayı, küçük şeylerin hayatımızdaki önemini anlatıyor..


Sevgili Sempatik yazar W. Bruce Cameron'un New York Times ve USA Today Bestseller olmuş ikinci romanı..
İlk kitabı Can Dostum idi. O kitabı da çok severek bir çırpıda okuyup bitirmiştim.
yorumuna bakmak istersrniz BURADA...
Ve Dostluk öylüsü kaldığı yerden devam ediyor..:))


Arka Kapak:

NY Times  çok satanlar listesinde tam 1 yıl kalan Can Dostum'un devam kitabı olan Can Dostumun Yolculuğunda, hem keyifli ve eğlenceli, hem de son derece düşündürücü olan dostluk öyküsü kaldığı yerden devam ediyor..
Sevecen bir köpeğin, birkaç farklı yaşam boyunca varlığının amacının peşinde koşmasının hikayesi Can Dostum..
Bu kitap insanla en iyi dostu arasındaki kopmaz bağa, köpeğin bakış açısından bir yorum getiriyor ve yeryüzündeki her varlığın bir amaçla doğduğunu gösteriyor..

Squidoo: Köpekleri sevmeseniz, hatta hiç köpek sahibi olmamış olsanız da bu kitabı çok seveceksiniz demiş...



Kitabın son 50 sayfasını yaklaşık 5 dakikada bir yaşlanan gözlerimi silerek okudum. Hatta yakın gözlüğümü ikide bir takıp çıkarmaktan gözlük camlarım bile ıslandı..

Ama gözlerimden yaşlar gelirken bile yüzümde hafif bir gülümsemenin olduğunu farkettim..

Bir köpek ve hayatı ancak ama ancak bu kadar güzel anlatılabilir.
Bence bu kitabın üstüne söylenecek söz yok..
Kitapta pek çok sevdiğim cümle oldu ama en çok en çok şu cümleyi sevdim en güzel bir insanı ve bir hayatı bu cümle açıklar bence..

''Onu seven bir köpeğinin olması, bir insanın iyi biri olup olmadığını anlamanızı sağlar genellikle..''
Köpek yerine istediğiniz canları koyun, bir insan bence çevresinde ve hayatında olan bu varlıklara değer verdiği ölçüde insandır..

Kitabın sonu enfes... Enfes.. En çok ne beni şaşırttı biliyor musunuz..:))

Ben son sayfaları okurken gözyaşlarımı haliyle tutamadım. Benim oğluşum köpişim Otis geldi yanıma.. Ağladığımı üzüntülendiğimi farketti.. Ve ne yaptı biliyor musunuz.
Gözyaşlarıma doğru uzandı..
Yüzümü kokladı..
Beni teselli etmek istedi..
Yanımdan ayrılmadı o hüzün dalgası geçene kadar...:))

Kitabı alınız okuyunuz. Hayatınızda yepyeni ve farklı bir pencere açılacaktır..
Emin olunuz..:))
Selam ve sevgiler..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...